http://gurbetdeyazmak.blogcu.com/rss.php
Gönül ne çay ister ne çayhane, gönül sohbet ister çay bahane..
Genç adam, elleri pardesünün cebinde soğuk ve rüzgarlı havada dalgın, dalgın yürüyordu.Böyle günler için aldığı beyaz pardesünün yakalarını da kaldırmıştı. Caddeden sonra dar bir sokağa yöneldi. Adımları sanki hızlanmıştı. Kesik kesik nefes alıyordu. “Sigaradan olmalı” diye düşündü.Evin kapısına gelince, sağa sola bakındı. Zili çaldı. İki katlı ahşap evin merdivenlerinden gelen ayak sesini duydu. Tekrar etrafına bakındı. Kapı açılınca hemen içeri girdi. Kapıyı açan orta yaşlı bir hanımdı. Yüz ifadesine baktığınızda, acılar içinde kıvranmış, yıpranmış bir insanı görmek mümkündü. Biraz sıkılarak:
---Hoşgeldiniz. Geldiğiniz için teşekkür ederim. Dedi
---Nasıl gelmem, telefonda geleyim diye adeta yalvardınız. Mutlaka bir söyleyeceğiniz vardır, söyleyin..
Yaşlı kadın, gözlerini delikanlının gözlerinden kaçırarak:
---Önce size bir sıcak çay ikram edeyim. Çay içerken konuşuruz. Diyerek mutfağa doğru yürüdü. Misafir adam oturduğu antika koltuktan karşı duvara baktı. Orada resmi asılı olan zat, kendisine gülümsüyordu. Evin bütün eşyaları sade fakat bir ihtişam içindeydi.Bu ev dışarıdan bakınca fakirhane zannedilse de, içinde asil bir zenginlik taşıyordu. Evin hanımı elinde çay tepsisi ile salona gelince, ayağa kalkıp hürmet gösterdi. Yine onun bir göz işaretiyle koltuğuna sığındı. ---Size hayatımı anlatacak değilim. Zaten biliyorsunuzdur umarım. Burada kızımla ilgili endişelerimi anlatacağım. Yavrum babasız büyüdü. Duvardaki gülümseyen yüz babasıdır. Bir evde hizmetçilik yapıyordum. Fakir bir ailenin yedinci çocuğuydum. Kazancımı harcamadan babama vermek zorundaydım. Evin Bey’i bunu biliyordu. Bana ayrıca ödeme yapardı. Ara sıra da beni ikna ederek sinemaya giderdik. Nasıl oldu bilemedim. Aşık oluverdim. Fakirliğimden, çaresizliğimden değil. Gerçek bir aşkla evin beyini sevdim .Evli bir adama karşı aşk hiç tasvip edilmez, bilmelisin bunu…
Genç adam elemler yaşamış kadına mahçup bir nazar fırlattı ve: ---Biliyorum elbet, fakat sevdalanmak tutku gibi inanın. Sevmek günah mı?
Kadın bu cevapla sarsıldı. Bayılacak gibi oldu. Duvardaki resme baktı. Acı bir gülümsemeyle devam etti. Aşk acısını en iyi bilenlerden biri de kendisiydi. Delikanlıya acısa da, kızı için konuşması gerekiyordu.
---Sevdiğim adam bana ayrı bir ev tuttu. O aşk evimizde, güzel günlerimiz olmadı değil. Fakat ben onun hanımının yanında hep ikiyüzlü davrandım. O suçluluk duygusu beni yıprattı. Güzeller güzeli tertemiz hanımıma kötülük yapıyordum. Vicdan azabı hala yüreğimde ateş gibi yanar.. Sizin de çok güzel bir eşiniz var. Geçen hafta gördüm kendisini, bir melek gibiydi. Yazık. Ona kötülük etmeyin. Benim kızımı da acılar içinde bırakmayın. Ona sevmediğinizi söyleyin. Terkedin. Evet o da tıpkı annesi gibi evli bir adama aşık oldu. Belki sizi hiç unutmaz. Fakat vicdanı da hep rahat olur. Sevmek suç değil. Sevmekten zarar gelmez. Severken başkalarının saadetini çalarsak ne olur sonumuz. Ne olur kızıma onu sevmediğinizi söyleyin.
