Nasıl başlayacağımı bilemiyorum Bir kurtuluş yolu olmalı bu siyahlaşan günlerin.
Çarşıda pazarda gezemez oldum. Kimi dinlesem şikayet. Bir çare söyleyin dediğimizde ise, topyekün suskun bir hal alıyoruz. Ne olacak bu güzel ülkenin hali? Öte yandan hergün olmasa bile sık sık şehit haberleri alıyoruz. Kahramanları uğurlarken gözyaşlarımıza baraj yapıyoruz. Fakat yine de ateş düştüğü yeri yakıyor. Şehitlik payesi alan bu ölümsüzlerin ardından:
-ŞEHİTLER ÖLMEZ, VATAN BÖLÜNMEZ diye slogan atıyoruz. Şehitlik unvanı alan kardeşlerimizin akrabalarına maddi ve manevi yardımlar yapılsa da içlerindeki ateş sönmüyor. Fırsat verilse onlar da dağa bayıra çıkacak mağralardaki hainleri yok edecekler. Hain dediklerimiz de bu yurdun evlatları onlara karşı yapılan silahlı mücadele, bu sefer başka anne ve babayı perişan ediyor. Kimi” olmaz olsun böyle evlat “dese de çok kimse bu isyanı destekliyor. Bir toz bulutu içindeyiz. İçeriden, dışarıdan bizi yok etmek isteyenler var. 26 dolar olan petrol iki sene sonra 136 dolar oldu. 200 olacak diyenler var. Petrol üreten ülkeler bir şekilde bu paraları ileri ülkelere ya doğrudan onların bankalarına ya da ürün almak için geri veriyor. Biz bu adaletsizliği sadece seyrediyoruz. İşgal altında olan komşumuzun petrolü bir şekilde ellerinden alınıyor. Onlara kurşun olarak geri dönüyor. Umutsuz insanlar birlik içinde olacaklarına kendi elleriyle aynı dili konuşan vatandaşlarını öldürüyorlar. Şimdilik bir olsalar, aralarındaki meseleleri göz ardı etseler ne kadar iyi olacak. Bizim insanlarımız akıl etmiyorlarsa eğer, iki kişiden birinin oyunu almış parti, başka ülkelerin politikacıları ile barış içinde olsun. Fakat en önce bu yurdun insanlarının oy verdiği diğer liderleri de arasın. Çünkü kendisine rey veren bu çoğunluk ideolojik bir yaklaşım içinde değiller. Sadece bizi en iyi, siz idare edersiniz anlamında bir destek vermişlerdir. Kavga istemeyen sessiz çoğunluk desteğidir bu. Öyleyse her şeye usuletle yaklaşacak yöneticiler istiyoruz. Batısı- doğusu, güneyi- kuzeyi hep beraber kardeşçe yaşamak istiyoruz. Padişahlık olsa çoktan af fermanı çıkmıştı bile.. Şimdi ne var? Parti başkanları sanki kral!!! Öyle bir siyasi partiler ve seçim kanunu var ki, bir genel başkan istediği vatandaşı delege yapıyor. İstediğini ise milletvekili( yalan milletvekili değil, genel başkanın kulu) yapabiliyor. Bu partinin genel başkanı ise yaşadıkça o koltukta kalıyor. Bu sisteme ise demokrasi diyor, alkışlıyoruz. Önce siyasi partiler ve seçim kanunu derhal değişmeli, bu yeni anlayış içinde yapılacak seçimlerden sonra oluşacak parlemento yeni ANAYASA yapmalıdır. Demokrasiden kimseye zarar gelmez. Fakat böyle kanunlarda donatılmış insanların olduğu bir ülkede hukuk adına bile olsa hoş olmayan müdaheleler olur. Olacaktır. Çünkü hukukçular da kendilerine bir sırça saray yapmışlar yıllar yılı..
Demek ki önce adam gibi adamların olduğu bir TBMM lazım. 550 çok sadece 150 milletvekili olsa yeter. Onun içinde siyasi partiler ve seçim kanunu derhal değişmelidir. Türkiyede sanki mahalle muhtarı seçiyor gibi her seçim bölgesinden sadece bir milletvekili seçilmelidir. İstanbulda kaç seçmen oy verip de , seçiyorsa, başka yerde de aynı seçmen sayısı bir milletvekili için sandığa gitmelidir. Kanunlar bu şekilde düzenlenirse çok iyi olur. İstanbuldan 150.000 seçmenden oy almak gerekiyor. Başka bir yerde ise 10.000 yetiyor. Bu sayıların da derhal adaletli bir şekilde olması gerekiyor.Kanundu, mahkemeydi, seçimdi derken, milletimizin en önemli sıkıntılarını yazamadık.
Esas konumuza gelemedik. İşçinin, işsizin, memurun, esnafın, köylünün, emeklinin kısaca yoksul insanların hali per perişan. Bu kesimlere acil olarak yardım gerekiyor. Aman acele edin. Sesler siz yönetenlerin kulaklarına gelmek üzere… Sinan AYGÜN Beyi dinleyin. O çare sözleyecektir.