Doktor gençliğinin de yardımıyla kısa zamanda iyileşti.Büyüklerimiz ince hastalık, ya da kara sevda adını takmışlar, aşk acısına.İyileştim zanneden genç doktor, hastane koridorlarında hastalarıyla sohbet ederken, dalıp dalıp gidiyordu.İçinde tarif edilmez bir üzüntü vardı. Sadece gönülden bir sevgiyle birbirlerine bağlanmış iki genç dün akşam konuşmuşlardı. Aralarında günah olacak hiçbirşey geçmemişti. Bu derin sevda evli bir erkek için suç oluyordu. Bitmeliydi. Zaten genç kız doktorun eşine söylediklerini de duymuştu. Öyleyse bundan sonra birbirlerini hiç tanımamış gibi yaşamaları gerekiyordu. Öyle yapacaklardı. İkisi de söz verdiler. Ya da birbirlerini kandırdılar. Genç adam medenice konuşup anlaştığı hemşire kızı hastanede göremiyordu.Ya da bugün işe gelmemişti. Odasına doğru ağır adımlarla ilerlerken, telefon zili duyar gibi oldu. Doğruydu. Odasındaki telefon durmaksızın çalıyordu. Ahizeyi kaldırdığında, hıçkırık sesi duydu. --Kimsiniz? Niçin ağlıyorsunuz? --Doktor, kızım yok. İki gündür eve gelmedi. Ses hemşire kızın annesine aitti. Genç doktoru evine çağarıp, çay ikramı sırasında, adeta yalvarırcasına kızının peşini bırakmasını isteyen, acı dolu hayat yaşamış, çilekeş bir annenin sesi kulaklarında yankı yapıyordu: --Benim yaşadığım hayatı yaşamasın. Mutlu olsun, dedim. Bilseydim, hiç karışmazdım. Ah doktor ne olur bana yardım edin. Kızımı bulun. Genç adam başını iki ellerinin arasına aldı. Tekrar bir fenalık hissetti. Gayret etmeliydi. Yüreğindeki endişeleri gidermek için metin olmalıydı. Arkadaşlarına durumu kısaca izah etti. Oto parktan arabasını aldı. Şimşek gibi son sürat tahmin ettiği yere doğru gitti. Gitmek ne kelime, adeta uçtu. Soğuk terler döküyordu.Birkaç defa akşam paydosundan sonra güneşin batışını seyrettikleri bir çay bahçesi vardı. O bahçenin az ilerisinde insanın bakmaya bile çekindiği bir uçurumu hatırladı."Aman sakın yapma "diye içinden konuştu.Bu karmaşık düşünceler sebebiyle oraya doğru gidiyordu. Genç doktor için zaman durmuştu.Bir anda uçurumun önüne geldi. Sahilde bir hareketlilik ve kalabalık vardı. Etraftan başka insanlar da deniz kenarına doğru koşuyorlardı. Bir balıkçı kucağında bir insan, kalabalıklara bakıyordu. Genç doktor biraz daha yürüyünce, balıkçının kollarındakini sevdiği kıza benzetti.Zavallı kız elleri ve ayakları sarkmış, saçları yere yakın, başı eğik ve açık gözleriyle sanki delikanlıya bakıyordu. Genç adam daha dikkatli baktığında, benzettiğini anladı. Hemen balıkçının kucağındaki yaralı kıza doğru atıldı. -Ben doktorum, yavaşça yere bırakın. dedi. Nabzını dinledi yaşıyordu. Biraz da doktorun koşarak sahile gitmesinin tetiklediği insanlar büyük bir kalabalık oluşturdu.Bu topluluk bir ağızdan: --Kim bu kız? İnşaallah ölmemiştir. Cümlesini tekrarlıyorlardı. Evet genç kız ölmemişti. Kendisine ilk müdahaleyi yapan doktor, onunla beraber ambülanstaydı. Gözlerini açtığında, genç doktoru gördü. -Beni kurtarmıyacaktınız. diyerek sessizce ağlamaya başladı. Fakat kaza yerine enyakın hastaneye geldiklerinde: -Kızım! diye feryat eden annesine öyle içten tutku dolu bakışı vardı ki, bu anne sevgisi onu yaşatmaya yetecekti. Delikanlı buraya ne korkularla geldiğini, düşündü. Sonra bu genç kız için burada bulunmasının faydasını idrak etti. Hiçbirşeyin tesadüf olmadığı bir dünyada yaşadığını bildi. Medenice konuşup ayrıldığı hemşire kız, neredeydi? Doktor bu düşünceyle hastaneye döndü. Aynı dakikalarda şehrin lüks bir evinde, güzel hemşire yıllardır kendisini görmek isteyen ve herzaman "hayır" dediği babasının yanındaydı. Baba sevgili kızını dinliyor. Bir yandan da başıyla onun kararını onaylıyordu. --Evet kızım çok yanlış yaptım. Bana kızmakta haklısın. Şimdi neredeyse sen de aynı hatanın kurbanı olacaktın. Ben şimdi yapayalnızım. Annenden önceki eşim vefat etti. Eğer anneciğini de razı edersen, geç de olsa evleniriz. Bundan sonra mutlu bir aile olarak beraber yaşarız. Genç kız annesinin hemen ikna olacağını biliyordu. Sevgili annesi her sabah uyandığında duvardaki babasının resmine bakar ve buruk bir mutlulukla: -Ah Bey aramızda yaşananlar günahtı elbet. Fakat kızımız masum. Onu baba şevkatiyle kucaklamanı çok istiyorum. Der. Bu konuşmayı duyan kızıyla kavga etmemek için hemen mutfağa kaçardı.