Anasayfa / Fotoğraf / CAMİDE GENÇ VE BİLGE BİR HOCA DİNLEDİM. ETKİLENDİM.

CAMİDE GENÇ VE BİLGE BİR HOCA DİNLEDİM. ETKİLENDİM.

http://gurbetdeyazmak.blogcu.com/rss.php



Sevgili Dostlar bugün Cuma, Cuma gününüz mübarek olsun.

 

Biliyorsunuz zeytin diyarı Gemlik benim memleketim. 2008 Ağustos tarihinden bu yana perakende zeytin ticareti yapıyorum.Gebze’de ana cadde üzerinde olmasa da çarşı ve pazara yakın bir satış mağazamız var. Sadece kendi ürünlerimizin pazarlamasını yapıyoruz. Misyonumuz üreticinin malını değerine satması, tüketicinin de ucuz ve kaliteli ürün alabilmesidir. Elhamdülillah günden güne müşterilerimiz arttı. İnsanlarımızın damak tadına hizmet ettiğimiz için çevremizce sevildik. Yeşil zeytinim kalmamıştı. Gemlik’ten kardeşim gönderebileceğini söyledi. O sırada Gemlik zeytin pazarında bulunan ve Gebze’li bir vatandaşımıza emaneten iki teneke  zeytin verdi. Karşılıklı olarak cep telefon numaralarını aldık. Bu genç,ekseriya halk pazarlarında zeytin peynir ve yumurta satan bir kardeşimizmiş.” Cuma günü oturduğumuz eve yakın pazara geliyorum”,dedi. Sabah erkenden pazara çıktım. Sordum, soruşturdum. Arkadaşımızın arabası arızalanmış. Ancak öğle üzeri gelebilir, dediler. Günlerden de Cuma. Cuma namazı ancak cemaatle kılınır. Kazası da olmaz. O insanlara da namaz niyaz diye bir konuşma yapmak istemedim. Netice itibariyle ibadet kul ile ALLAH arasında verilen bir sözü yerine getirmektir. Müslümanın muhatabı Allahu tealadır.

---Saat iki gibi gelirim diyerek oradan ayrıldım.Sebze meyva satan ve doğu aksanı ile konuşan kardeşimizden de alışveriş ettim. Bu sebzeci, zeytincinin pazar komşusuydu.  Oradan hızlı adımlarla uzaklaştım. Evimize geldim. Namaz için hazırlık yaptım. Evdekilerle  vedalaştıktan sonra camiye doğru yürüdüm.Gebze ilçe fakat il kadar büyük. Herzaman gittiğim camiye değil,  daha önce namaz kılmadığım pazara yakın bir camiye geldim. Çünkü karşı tarafı çok bekletmek istemedim. İşte ilginç hadise burada başladı. Zaten bütün bu giriş bölümü aşağıdaki satırlar içindi.

  Şimdi moda oldu. Eline bir sandalye ya da bir tabüre alan camiye geliyor. Güzelce üzerine oturuyor ve namazını sözüm ona kılıyor. Daha önce Hz. Musa’nın dininde de namaz vardı. Böyle sandalye ve yaya tabüre getirerek oturup ibedet ettiler. Sonra da tamamen zamanımızın sinemaları gibi koltuklar yapıldı. Namaz terk edildi. Din görevlisi gelenlere vaaz ve nasihat verdi. İsa Peygamberin dininde de namaz vardı. Aynı şeyler orada da tekrarlandı. Zamanımızda kiliselerin koltuk durumunu filmlerde görüyoruz. Niyet belli, bizlerin de öyle yapması isteniyor. Zaten bazı kişiler şurada burada konuşuyor. Salat, namaz değil dua anlamındadır. Kuran bir ANAYASA ise Peygamberimizin yaptıkları kanundur. Anayasa, kanunun özüdür. Peygamberimiz namaz kılmış. Kendisinin peygamberlişğini kabul edenlerde kılmış. Bu imanla Müslüman halen namaz kılmaktadır.  Hakiki iman sahipleri ibadetlerinde gevşeklik yapmayanlardır. Yukarıda yazdığım üzere eline bir naylon tabüre almış bir Müslüman arkadan öne doğru ilerliyordu. Hoca efendi eliyle dur işareti yaptı. Ve:                                                                                                  ---“Siz sandalyeli kardeşim şu arka tarafta sandalyede oturanların yanına dönün dedi. Kendisi mihrabta vaaz ediyordu. Nur yüzlü bir din görevlisiydi. Sakalı yoktu. Sinek kaydı traş olmuş. Gömleğinin üstüne yakışan kravatını da takmış, modern bir imamdı. İçimden “EYVAH bu modernliğin altında dinimizin esaslarına dinamit konacak galiba” diye geçirdim. Caminin başka taraflarında da sandalye ya da tabüre üzerinde olanları aynı yere yönlendirdi. Ve bana doğru dikkatli baktı. Adeta ta yüreğime baktı. Gözleri sevecen fakat bir ok gibi bütün cemaati süzdü. Tekrar bana baktı.                                                        ---“Cemaat içinden benim bu hareketime kızanlar olmuştur. Onlar peşin hükümlü olmasınlar. Bana biraz zaman versinler. Allahu Teala Kuran-ı Kerim’de  İncire yemin ederim ki, zeytine yemin ederim ki  Tur Dağında Musa’ya yemin ederim ki ben insanı en üstün olarak yarattım. Ona güç verdim. Ona akıl verdim. Ona başkaları hakkında bilgi sahibi olma yeteneği verdim. İncire yemin eden Allahu Teala onda ne gibi faydalar olduğunu da bize peygamberimiz vasıtasıyla bildiriyor. Keza zeytine yemin eden Allahu Teala yine peygamberimiz vasıtasıyla zeytinin insan sağlığına etkilerini haber veriyor. Biliyorsunuz TUR dağında Musa Peygambere ON EMİR  verdi. Allahu Teala  Musa peygamberin büyüklüğünü de bizlere bildiriyor. Allahu Teala insanı çok yüceltiyor. Onların üzülmesini istemiyor. Allahu Teala her şeyi bilir. Bizim burada konuştuğumuzu da daha bizler yaratılmadan biliyordu. Çünkü yaratan O dur. Şimdi muhterem cematten arkaya doğru bakmalarını istiyorum. Camiye sandalye veya tabüre ile gelmiş bir sıra müslümanvar. Sandalye ve tabüreden önce halının üzerine oturulsa, hatta duvara da yaslanabilirsiniz. Sandalye en son çare olsun. Hem camiye gelenler ellerinde sandalye ve yürüyorlardı. O arka sıradakilere bir şey demiyorum. Onlar mutlaka çok hastadır. Halı üzerine oturdukları zaman belki hastalıkları artacak ya da ağrıları çoşacak. Huşu ile ibadet edemiyecekler. Dinimizde zorluklara karşı kolaylık hep vardır. Sandalye enson çare olsun. Önemli olan ibadetlerde başka kavimlere benzememektir. Allah korusun bu kolaylıkları hemen kabul edersek bizim camilerimizin de kiliseden farkı kalmaz. Kendinize sorun. “Ben halıya oturup ayaklarımı da uzatarak ibadet etsem olur mu?” Olur diyorsanız. Sandalyeleri caminin dışına atın gitsin. Yine buradaki hasta kardeşlerimi tenzih ederek söylüyorum. Sandalye ve tabürede namaz kılanlar, Yolda bizlerden hızlı yürüyorlar. Yani aciz ve sakat değiller. Bakın en önde yanımda bulunan kardeşimiz ayağa kalksın.                                        Gördüğünüz gibi bu kardeşimiz sakat, bir ayağı kısa. Fakat namazını halının üzerinde oturarak kılıyor. Aman dikkat edelim sevgili Müslümanlar. Kimseye kötü örnek olmayalım. Bana bakıyor ve diyorsunuz belki”Bu hocanın sakalı yok. Üstelik kravatı da var.” Bu şekillere takılmayın. Eğer ben size karşı din hükümlerini yanlış anlatırsam onu eleştirin. Son olarak yine söylüyorum. Bu camide arka safta namaz kılan sandalyedeki cemaat belki bizden daha üstündür. Onlara karşı bir sözüm yok. Burada size aman dikkat derken Yahudi veya hirtistiyanlar gibi ibadet etmekten mümkün olduğunca kaçının, demek istedim. Nasıl ve ne şekilde ibadet etmek isterseniz öyle yapın. Yeter ki ibadet edin.

  Hoca Efendi sözünü bitirince http://sehnaz62.blogcu.com   aklıma geldi. Vaaz veren genç hoca benim içimden geçenleri bildi. Beni ilk defa gördüğü halde çok faydalıdır diye her sabah bir iki tane yediğim incirden ve ticaretini yaptığım zeytinden de bahsetti. Namazdan sonra kendisine yukarıdaki tesbitlerimi bildirince o yine tevazu gösterdi.                                                                                                                                                 ----Yok amca yok. Ben sadece aklıma gelenleri söyledim. Ayrıca İncir ve zeytini de çok severim. Diye cevap verdi.

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !
Bu içeriği duvarında Paylaş
  • Bu içeriği arkadaşlarınla paylaş!
  • Yeni içerikler bul!