İstanbul'a gelişimin üçüncü yılı, önce bir iş sahibi oldum. Evlendim. Çocuğum dünyaya geldi.
Daha kırk günlük oldu, olmadı. Kardeşimin hanımı ziyaretimize geldi. Tabii yanında daha 2 yaşında
olmayan yeğenim de vardı. Maviş gözleri ve sevgi dolu hali hala anılarımda.( şimdi onun da kendisi gibi güzel mi güzel bir kızı var.)
-Salı pazarına gideceğiz dediler.
Ben ise gece sabaha kadar fabrikada çalışmış ve uykusuzdum. Bu salı pazarı şimdi bile meşhur. İstanbul'a gelipde buraya uğramayan kendisinde bir eksiklik hisseder.mecburen.
-Peki gidebilirsiniz dedim.
İki bebeği bana bıraktılar. Uykulu gözlerle yavrulara bakıyor, ara da bir elimi yüzümü yıkamaya gidip hemen dönüyordum..
Daha kırk günlük olmamış bebeğimizi karyolasına yatırıp ninlerle uyur belki düşündüm. Güzel yeğenimi de kucağıma alarak başladım bildiğim ninnileri söylemeye..
Ya benim bet sesimi kesmem için ya da uykusu geldiği için yavrucuk uyudu. Hemen kendisini lohusa yatağına yatırdım. Bebeğimi de yine aynı ninnilere devam ederek Allahın izniyle uyuttum.
Onu da kendi karyolasına usuletle yatırdım.
Gece sabaha kadar fabrikada çalışmamın uykusuzluğu içindeyim. Oturduğum kanapede uyuyakalmışım. Sokaktaki çocukların cıvıl cıvıl sesleriyle uyandım. Bebeğimize baktım. Karyolasında uyuyordu. Fakat yeğenim uyuduğu yerde yoktu. Dışarıdan çocukların sesi sevinç şiirleri gibi kulağımı okşuyordu. Bu sesleri ayan beyan niye duyuyordum. Aman Allahım tabii duyarım, çünkü pencere açıktı. Hemen koştum. Eğildim bakındım. Sokaktaki sevgi seslerinin sahipleri bana bakıp el salladılar ve gülümsüyorlardı. Bir olağandışı durum yoktu. İçime bir ferahlık geldi. Evet evet yeğenim aşağıya düşmüş olamazdı. Evi tekrar aramalıydım. Mutfağa koştum, yok. Diğer odalara bakındım, yok. Arka balkona baktım, yoktu. Tekrar bebeğimin yattığı odaya geldim. İsmini usul usul söylüyor ve bebeğimiz de uyanmasın diye telaş ediyordum. Önce karyolamızın altına baktım. Oradan başımı bebeğimizin karyolasının altına doğru çevirince bir de ne göreyim. Güzeller güzeli yeğenim orada mışıl mışıl uyuyordu. Sessizce sevinç çığlıkları attım. Çok sevindim çok. Hemen usuletle oradan kucağıma aldım. Yeniden loğusa yatağına yatırdım. Üzerini ince bir yorganla örttüm. Çünkü hava sıcaktı.
Birazdan hanımım ve kardeşimin hanımı Salı pazarından döndüler. Birşeyler almışlar seviniyorlardı. İkisi de bebeklerinin yanına koştu. İşte her ikisi de ne güzel uyuyorlardı. Fakat kardeşimin hanımı:
Abi bunun iki yanağı da ıslanmış galiba ağlamış demez mi? Ne cevap vereceğimi şaşırdım. Biraz bocaladım. Uyutmaya çalışırken biraz direndiğini o zaman ağlamış olabileceğini fakat her şeye rağmen yine de uyuttuğumu öğünerek belirttim. Böylece günü kurtardım.