twitter

İNSANLARA NE VERİRSENİZ, ONU ALIRSINIZ...

http://gurbetdeyazmak.blogcu.com/rss.php











HAYATIN YANKISI

 

 

 

Bir adam ve oğ­lu or­man­da yü­rü­yüş yaparken bir­den ço­cuk ta­kı­lıp dü­şer. Ca­nı yan­dı­ğın­dan; “Ahhhhh!..” di­ye ba­ğı­rır. Yakındaki bir da­ğdan; “Ahhhhh!..” di­ye bir ses du­yunca, ço­cuk şa­şı­rır.

 

Me­rak edip; “Sen kimsin?..” di­ye ba­ğı­rır. Al­dı­ğı ce­vap yine; “Sen kimsin?..” olur.

 

Bu ce­va­ba kı­zıp; “Sen bir korkaksın!..” di­ye tek­rar ba­ğı­rır. Dağ­dan ge­len ses; “Sen bir korkaksın!..” di­ye ce­vap ve­rir.

 

Ço­cuk ba­ba­sı­na dö­nüp sorar: “Baba, ne oluyor böyle?” Babası; “Oğ­lum, din­le ve öğ­ren!” der ve da­ğa dö­nüp; “Sana hayranım!..” di­ye ba­ğı­rır. Ge­len ce­vap yine; “Sana hayranım!..” olur.

 

Ba­ba tek­rar ba­ğı­rır, “Sen muhteşemsin!..” Ge­len ce­vap yine; “Sen muhteşemsin!..” olur. Ço­cuk çok şa­şı­rır, ama hâ­lâ ne ol­du­ğu­nu an­la­maz.

 

Ba­ba­sı açık­la­ma­sı­nı ya­par. in­san­lar bu­na yan­kı der­ler, ama as­lın­da bu ha­yat­tır. Ha­yat da­ima sa­na, se­nin ver­dik­le­ri­ni ge­ri ve­rir. Ha­yat yap­tı­ğı­mız dav­ra­nış­la­rın ay­na­sı­dır. Da­ha faz­la sev­gi is­te­di­ğin za­man da­ha çok sev! Da­ha faz­la şef­kat is­te­di­ğin­de, da­ha şef­kat­li ol! Say­gı is­ti­yor­san in­san­la­ra da­ha çok say­gı duy. in­san­la­rın sa­bır­lı ol­ma­sı­nı is­ti­yor­san, ­sen de da­ha sa­bır­lı ol­ma­yı öğ­ren!

 

Bu ku­ral ha­ya­tı­mı­zın her anı için ge­çer­li­dir. Ha­yat bir te­sa­düf de­ğil, yap­tık­la­rı­mı­zın ay­na­da bir yan­sı­ma­sı­dır.
Ve Mevlânâ Mesnevi'de insanın şu dünyadaki hayatını, varoluş adı verilen cebelleşmeyi bir dağ karşısında konuşmaya benzetir. Ağzımızdan çıkan her kelime aslında aynen bize geri dönmektedir. Nasıl bir enerjiyle konuşuyor, ne tür kelimeler telaffuz ediyorsak aynılarını duyuyoruz başkalarından. Ne söylersek ve neyi nasıl söylersek, aynen o şekilde sözlerimizi bize iade ediyor dağ. Eğer hakaretamiz kelimeler çıkıyorsa ağzımızdan, ya da alaycı, küçümseyici, yargılayıcı, çok geçmeden benzerlerini işitiyoruz ya o insandan ya başka birilerinden. Dağ aynen iade ediyor sözlerimizi, farklı farklı aktörlerin ağzından. Bu kuralı bilen mutasavvıflar, eleştiriye, hakarete ya da dedikoduya maruz kaldıklarında, benzer bir enerjiyle cevap vermekten kaçınırlar. Susmayı tercih ederler. Mevlânâ'nın lakabının Hamuş-Suskun (Sessizlik!) olması tesadüf değildir. Elli binden fazla dizesi olan, varlığını kelimeler üstüne kuran bir şairin kendine Suskun demesi ilginç değil midir? .