Anasayfa / Sinema & Tv / KABADAYI

KABADAYI

http://www.hasanguler.com

 

 

HERKESİN KORKTUĞU ADAM

Gençlik yıllarımda unutamadığım bir hatıram var.
Lise son sınıfa gidiyordum.Şubat tatilinde köye geldim.O sene tıpkı bu sene gibi havalar yağışlı gidiyordu.Gece sabaha kadar yağmur yağıyor. Sabah ise güneş açıyor.Herkes işine gücüne gidiyordu.Babamla beraber camiye giderken:
-Hasan dedi.Köye genç bir imam geldi.Tedirgin bir hali var.Sanki bir şeyden korkuyor.Onunla arkadaş ol.diye tembih etti.
Baktım,benim yaşlarımda uzun boylu, karayağız bir delikanlı imam evinden çıkmış.Camiye doğru gidiyor.Gerçekten babamın söylediği gibi, ürkek adımlarla,telaşeli olarak yürüyordu.Adeta koşarak yetişdim..
-Selamünaleyküm Hafız, Ben Hasan
-Ve aleykümselam ben de Ziya dedi.
Beraberce camiye girdik.Ziya minareye çıktı.Ezan okudu.Sonra namazımızı kıldık.Bu tedirgin bakışlı hafızı bekledim. Onunla beraber kahveye girdik.Hemen kapıya yakın masaya oturduk.Herkes kendi alemindeydi. Biz biraz da köydekilerin kasıtlı davranmasıyla baş başa kalmıştık.Şehir çocuğu olduğunu,İmam Hatip Okulu mezunu olması dolasıyla,İmam ihtiyacı olan köyümüze, tayini yapıldığını öğrendim.
Kahveden içeri kim girse korkuyla bakıyordu. Onun bu korkusuna anlamsız bir bakış atarak geçiyorlar. Başka bir masaya da oturuyorlardı.Belli ki Köydeki akraba, eş,dost, tüm sakinler bu gizemli korkuyu merak ediyorlardı.Acaba ona tahsis edilen evde yalnız kalması mı? Onu korkutmuştu.Herkesin belli bir işi vardı. Ben tatildeydim. Hem beş vakit namazımı hep cemaatle kılar. Hem de bu arkadaşa yardımcı olurum diye düşündüm.
Beraberce Ziya'nın evine gittik.Yakın komşusu yemek getirdi.Komşu,Ziyave ben yemeğimizi yedik.Köylerde din görevlileri ile böyle yakından ilgilenilir.Yalnız başına olan imam ya da ilkokul öğretmenine üç öğün yemek verilir.Bu misafirperverlik,bir program şeklinde sırayla devam ettirilir.

Komşu gider gitmez ,Ziya bana doğru dönerek, dedi ki:
-Hasan sizin köyde herkesin çekindiği bir adam var.
-Anlamadım. dedim.
-Ufak tefek,çelimsiz bir adamdan bütün köylü korkuyor, diye devam etti.
Evet her toplumda saygı duyulan, sevilen insanlar olduğu gibi..Korkulan, sevilmeyen
Kişiler de bulunur.Fakat böyle korku veren, ufak tefek birisiDüşünüyor, düşünüyor,bir türlü çıkaramıyorum. Baktık ikindi vakti gelmiş. Müezzin Mustafa Dayı (Allahü teala rahmet versin.) içli sesiyle ezan okuyordu. Biz de abdestimizi tazeledik. Doğruca camiye gittik.
İkindi namazını kıldıktan sonra, ben babamla beraber eve geldim.Babama durumu anlattım. O da bir şey anlamadı. Bizim köyde herkes birbirini sever.Zaten köylü birbirine akrabadır. Evet bu köyde de küçük anlaşmazlıklar olur.Fakat bütün köylünün çekindiği, senin tarif ettiğin gibi biri yok diye benim bildiğimi tekrarladı.
Akşam namazını kıldık. Yatsı namazına da beraber gittik. Namazdan sonra genç hoca:
-Hasan yarın Cuma, hutbe de okuyacağım sözler hakkında hazırlık yapacağım. Gelir misin? Dedi.
-Elbette gelirim kardaşim. Dedim.
Ziya vaaz da söyleyeceklerini hazırladı. Bana da okudu. Özet olarak insanların birbirini hoş görmesini, hiçbir canlıya zarar vermemesini,hep iyilik üzere olmayı anlatıyordu.
Elindeki kağıdı okuduktan sonra,yine aynı hadiseyi bana izah etmeye çalıştı.
-Bilhassa dedi, yağmurlu geçen bir gecenin sabahında, o Bahsettiğim adam geliyor.Elini havada salladıktan sonra, kuvvetli bir sesle nara atıyor. Bu meydan okumayı duyan herkes kaçarcasına evlerine koşuyor. Kahvede bir ben kalakalıyorum, çaresiz. O ise korkuyla gidenlerin arkasından bir iki saniye bakıyor.Ona karşı kimse karşı koyamadığı için büyük bir sevinçle ağır adımlarla gözden kayboluyor

Böyle bir adam, üstelik hepimizin çekindiği bir insan.
-.Yok böyle bir kimse desem karşımdaki de hoca o yalan söylemez ki..
Bütün gece bu adam kim ki diye gözüme uyku girmedi. Sabah namazından sonra yine kahvedeyiz.Dışarıda yağan yağmur aniden kesildi. Güneş açtı.Masamızın etrafı Cuma günü dolayısıyla kalabalık. Hocaya soru soruyorlar. O da bizim anlayabileceğimiz kelimelerle, bu günün önemini anlatıyor.Cuma gününün müminlerin bayramı olduğunu, bugün duaların kabul olduğunu anlatıyor.
Ziya korkulu gözlerle bana baktı. Ceketin yakasından tutarak beni sarstı.
-İşte,işte o geldi dediğini duydum. Gösterdiği yerebakınca köyün çobanını gördüm.Elini havada salladı. Ve ciğerlerinin var gücüyle bağırarak bir nara attı.
Kahvedeki kalabalık bir anda hızlı adımlarla, evlerine koştu.Çoban İbrahim Abi ise gerçekten gülümseyerek oradan ayrıldı.
İneğimizi evden çıkarmış, toplanma yerine doğru götüren babama yetiştim. Hafız Ziya'nın az önce söylediklerini anlatınca güldü.
-Oğlum hava yağışlı olursa hayvanlar evde kalır.Açık havada ise biz zaten toplanma yerine götürürüz. Tereddütlü durumlarda çoban böyle yüksek sesle bağırır.O zaman herkes evine koşar hayvanlarını toplanma yerine getirir.
Çobanın sevinçle gülümsemesi ise çalışacak, para kazanacak onu içindir. Başka ne olsun.
Hadiseyi Ziya'ya anlattığımda, bu sefer gülme sırası ona gelmişti. O neşeli Cuma Gününü unutamıyorum.

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !
Bu içeriği duvarında Paylaş
  • Bu içeriği arkadaşlarınla paylaş!
  • Yeni içerikler bul!