Anasayfa / Ev-Dekorasyon / MUHAMMED ŞEYBANİ...

MUHAMMED ŞEYBANİ...

http://gurbetdeyazmak.blogcu.com/rss.php






Muhammed Şeybâni - (15.05.804)

 

Muhammed Şeybâni - (15.05.804)
İmam Muhammed Şeybâni Hazretleri

İmâm A'zam Ebû Hanife hazretlerinin en meşhûr ve en mühim
iki talebesinden biri! 135h. yılında Vâsıt şehrinde doğdu. Dedelerinden olan Hürmüz (rahmetullahi aleyh) aynı zamanda hocası İmâm A'zamın da ceddidir.Bu zâtın Hazreti Ömer'i görüp; imânla şereflendiği rivâyet olunur. Nesebi: Muhammed b. Hasani Künyesi: Ebû Abdullah'tır. 14 yaşında babası onu büyük hocanın (İmâm A'zam) huzûruna götürdü.

İlk karşılaşmalarında hocasına
çok önemli bir suâl sordu! Ebû Hanife hazretleri ondaki üstün zekâ ve ihlâsı görünce merak etti: ''Kur'ân-ı Kerim'in ne kadarı hıfzındadır?'' diye sordu. Başını öne eğerek cevap verdi:''Ancak bir kısmı Efendim!'' O zaman hocası ciddiyetle: ''İnşaallah yakında hepsini ezberlersin.'' diyerek hem ilk dersini verdi hem de duâ etti. Tam bir hafta sonra babası ile birlikte tekrar; İmâm A'zamın huzûruna çıkan Muhammed b. Hasan(şeybâni) dedi ki:''Efendim! Emrettiğiniz gibi Kur'ân-ı Kerim'in tamamını ezberledim!''Hocası hem şaşırdı hem sevindi! Ba'zı âyetleri sordu.Hepsine doğru cevap alınca babasına hitâbla: ''Ey bahtiyâr adam! Oğlunda üstün bir kabiliyet ve zekâ var! Kendisini ilim tahsiline teşvik et'' buyurdu. O da oğlunu imâm A'zamın emin ellerine bıraktı!

Tam dört sene Hocasından
fıkıh (islâm hukuku) dersleri aldı. Sonra Ebû Hanife hazretlerinin birinci talabesi İmâm Ebû Yusuf'tan aynı usûlle ilim tahsil edip; yüksek derecelere ulaştı! Aynı hocalardan hadis-i şerif dersi de aldığı halde; onlarla yetinmedi! Yaşadığı Kûfe şehrinden başka yerlere sırf hadis öğrenmek için seyâhatlar yaptı. Bağdat Şam Mekke Medine ve Irak tarafına gitti. İmâm Mâlik hazretlerinden üç sene ders gördü. ondan meşhûr Muvattâ adlı eserini dinledi. 700 hadis-i şerifi orada hıfzetti.
İmâm Muhammed Şeybâni hazretleri varını yoğunu
ilim yolunda harcadı. Yakın bir dostuna şöyle söylediği rivâyet olunur:''Merhûm babamdan 30.000 dirhem mirâs kaldı. Bunların yarısını nahiv (gramer) ve edebiyâta (şiire) harcadım. 15.000'ini de hadis-i şerif ve fıkıh ilimlerine sarfettim!'' Öğrendiği bütün ilmi cömertçe yaymıştır. Ondan feyz almağa gelenler o kadar kalabalıktı ki; evinde oturacak yer kalmıyordu! Talebeleri şöyle dediler: ''Onun ilimmeclisi Kûfe mescidinde 20 sene devam etti!
Allahü teâlâ kıyâmete kadar; ''Hak ilmini'' mescidlerimizden eksik etmez
inşâaallah. âmin.

Çetin Sual

Hanefi fıkhını; çok sayıda kitap yazarak nakleden ve yayan
o'dur.Fıkıh (İslâm hukuku) âlimlerinin 2. tabakasından olup; mezbebte müctehiddir. Hanefi mezhebinde fetvâ verilirken önce imâm A'zama bakılır. Onda bulunmazsa Ebû Yûsuf'un sözü araştırılır. Onda da bulunmazsa; İmâm Muhammed hazretlerinin sözü ile amel olunur! Bir müddet Bağdat'a yerleşip kadılık görevi yaptı. Aynı zamanda birçok kıymetli talebe yetiştirip; fıkıh ve diğer ilimleri öğretti. İmâm Şâfii başta olmak üzere Ebû Süleyman-ı Cürcani Hafs-ı Kebir ve diğerlerini sayabiliriz. İmâm Şâfii ilk derse gelişinde tıpkı kendisinin Ebû Hanife hazretlerine yaptığı gibi; çetin bir suâl sordu! O da tıpkı hocası gibi Şâfii'deki üstün kaabiliyet ve zekâyı görünce: ''Eğer ilimden zevk almak istersen; meclisimize devam et.

Sakın bizden ayrılma! buyurdu ve eline
100 gümüş sıkıştırdı. Çok sonraları İmâm Şâfii hazretleri demiştir ki:''Eğer İmâm Muhammed hazretlerinden ders almasaydım; ben ilmin kapısındakalmıştım! Bütün insanlar arasında; kendisinden gördüğüm ilim ve ihsânlara dâima şükrederim.Ondan öğrendiğim ilimler sâyesinde; bir deve yükü kitap yazdım! Eğer kendisi bizim anlayacağımız şekilde hitâb etmeyip; yüksek ilmi derecesinde konuşsaydı hiçbir sözünü anlayamazdık! Ondan daha akıllı daha yüksek kimse görmedim.'' Güzel ahlÂkı ve üstün hâlleriyle dinleyenleri te'sir altında bırakırdı. Bir meclise girdiği zaman herkes pür-dikkat onu dinlerdi. Çünkü en karışık mes'eleleri çözer ve dinleyenleri tatmin ederdi!
''Bir mecliste ilim-irfan bulunmazsa; oraya nefsani hisler dolar buyurdu.'' Talebeleri sordular: ''Nefsimizi beğendimiz anlar
olamaz mı?''
''Kendi nefsini beğenmek kadar
ahmaklık olmaz!'' Vaktini aslâ boşa geçirmezdi. Geceleri bile 3'e ayırıyordu. Bir kısmında yatıyor. Bir kısmında namaz kılıyor.Kalan üçte birinde ise; talebelerine ders veriyordu! Talebeleri sordular: ''Hocam! Niçin çok az uyuyorsunuz?''
Cevâben buyurdu ki: ''Nasıl uyuyabilirim? Müslümanlar derdlerini
ancak bizim hâlledeceğimizi düşünürlerken; gözümüze uyku girer mi?''
''Hocam! bir arkadaşımızın nesebi
iyi değilmiş. Çok üzülüyor?''
''Güzel ahlâk
kötü nesebi örter!
''Herkesi
af edebilir miyiz?''
''Affetmek; aklın zekâtıdır!.
805(189h.) yılında
Rey şehrinde vefât etti.

 

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !
Bu içeriği duvarında Paylaş
  • Bu içeriği arkadaşlarınla paylaş!
  • Yeni içerikler bul!