Büyükler bizlere duyurarak," nerede o eski ramazanlar" derlerdi. Şimdi bizler de ihtiyarladık. Çocukluğumuzda ve gençliğimizde bu konuşmaları anlıyor görünüyorduk. Şimdi ise bizler aynı nakaratı tekrarlar olduk.
Nerede o eski bayramlar. Sabah erkenden uyanır. Dedemizle beraber, bayram namazına giderdik. Namazdan sonra, güzel bir kahvaltı sofrasında buluşulur. Akraba dost ve tanıdıklarımız ve komşular, çok kere daha biz yemekteyken, bayramlaşmak için gelirler. Onlara da yer sofrasında bir yer açılır. Ne kadar naz etseler de,illaki sofraya oturtulurlardı.
O günler çok geride kaldı. Maddi imkansızlık mı? Yoksa gelenekler unutuldu mu? Bilemiyorum. Şimdi ne öyle sofralar var. Ne de o sırada ya da daha sonra gelecek bayram misafirleri.
Sevindirici yön buldum. Sizlerle yazışabiliyorum. Bu sayfalardayım. Referandum nedeniyle çok arkadaşım üzüldü. Bir yarışmaya katılmam gerekiyordu. Bu yarışmada referandum hakkında EVET ağırlıklı, yazı yazmam gerekiyordu. Öyle de yaptım. Adeta topa tutuldum. Hele yorum yazan bir isimsiz; benim sapık olduğumu bile iddia etti. Bütün arkadaşlarıma hakkımı helal ediyorum. Allahu teala kuru iftiradan saklasın. Tanımadan. Sadece resimlerime bakarak, binbirtürlü hakaret ederek, yorum yazanlara da hakkımı helal ediyorum..
O yazıların hepsini sildim. Bilseydim, özel bir blog sayfası açar, orada yazardım. Fakat çok kişinin okuması ve beğendiklerini belirten yorumlar yazması gerekiyordu. Baltayı taşa vurmuşum.
Burada tekrar yazıyorum. Önümüzdeki seçimlerde oyumun rengi belli. İktidar değişsin diye rey vereceğim. Fakat referandumda hala tereddüdüm var. Hakimler Devleti olmayalım diyenlerdenim. Vatandaş, en azından her seçimde başındaki siyasetçiyi değiştirebilir. Fakat hakimleri değiştirecek, hiçbir merci yok. Öyleyse ona göre oy kullanacağım, diye düşünüyorum. Anayasanın başka maddeleri de değiştirilecektir, elbette. Fakat EGEMENLİK MiLLETE AİTTİR. Buna çok dikkat ediyorum. Ankara'daki elit tabaka biz hangi partiyi seçsek. Dediğim dedik, çaldığım düdük. düşüncesi içinde.
Gerçek demokrasi, Halkın kendi kendini idare etmesinden geçer. Bunun çaresi seçim kanununun değişmesiyle olur. İki derceli ve dar bölge sistemi getirildiğinde, baraj diye birşey kalmayacaktır. Tıpkı MUHTAR seçimleri gibi, her mahalleden bir milletvekili seçilecek. O milletvekilleri zaten yarıdan fazla oy alarak seçildikleri için, parti başkanlarının iki dudağı arasında olmayacaklar. Yoksa bağımsız katılır, yine de seçilirler. Demekki o yörenin en sevilen bilge insanları meclise gelecekler. Bu şekilde oluşacak bir millet meclisi her zaman vatandaşın yanında olacaktır. Güzel günler gelecektir. Demokrasinin davulu halkın elinde, sopası da halkın eline geçecektir.
Bu vesile ile cümlemizin Ramazan Bayramını kutlar, sağlıkla, mutlulukla ve muhabbetle nice bayramlara erişmenizi dilerim.