Anasayfa / Seyahat / SEVİYOR MU SEVMİYOR MU?

SEVİYOR MU SEVMİYOR MU?

                                          http://www.hasanguler.com

 

 

Günlerden bir gün, evrenin bir noktasında,

 

Minik kelebek, uçabiliyor olmanın da verdiği mutlulukla uçmaya

başlamış. Dağlar tepeler aşmış, ormanın her yerini dolaşmış.

Derken bir vadiye gelmiş. Rengarenk çiçeklerin bulunduğu bir vadiye.

Etrafına şaşkın şaşkın bakarken, vadinin öbür ucunda bir papatya

görmüş. doğruca onun yanında almış soluğu.

 

"Merhaba" demiş papatyaya, "sizi uzaktan gördüm ve yanınıza

gelmek istedim.". Nazlı papatya şöyle bir bakmış konuğuna ve

"Merhaba" demiş, "ben de yalnızlıktan sıkılmıştım zaten."

Ve konuşmaya başlamışlar. Kelebek ona hayat hikayesini,

nerede dünyaya geldiğini, geçtiği ormanı, tepeleri anlatmış.

 

Papatya da ona kendinden bahsetmiş. Birbirlerinden gerçekten

hoşlanmışlar. Kelebek bütün zamanını papatyayla geçirmiş.

Gece olunca beraber yıldızları ve ateş böceklerinin danslarını

seyretmişler. Gündüz olunca kelebek, kanatlarıyla papatyayı

güneşin yakıcı ışınlarından korumuş. Minik kelebek papatyayı çok

sevmiş. O kadar çok sevmiş ki, bir türlü onun yanından ayrılamamış.

Papatyanın da onu sevip sevmediğini merak ediyormuş. Ama cesaret

edip de bunu papatyaya söyleyememiş bir türlü. Onu kırmaktan,

incitmekten, bu yüzden kaybetmekten korkmuş. Papatya da

kelebeği çok sevmiş ama o da bir türlü söyleyememiş sevgisini.

Duygularının karşılığının olmayacağından, bu yüzden kelebeği

kaybedeceğinden korkmuş. Böylece iki sevgili yan yana

ama sevgilerini paylaşmadan sürekli sohbet etmişler.

 

Böylece saatler saatleri kovalamış. Günler geçip de, kelebek

artık zamanı kalmadığını, gücünün tükendiğini anlayınca, papatyaya

dönmüş ve; "Üzgünüm ama senden ayrılmam gerekecek" demiş.

Papatya buna bir anlam verememiş. "Neden" demiş. "Yoksa

benim yanımda mutsuz musun?". "Hayır" demiş kelebek. "Bilakis,

sen benim hayatıma anlam kattın. Fakat biz kelebeklerin ömrü

sadece üç gündür. Ve ben de ömrümü tamamladım. Artık

kelebeklerin hiç ölmediği bir yere gitmeliyim."

 

Papatya bu duruma çok üzülmüş ama yapacak bir şey yokmuş zaten.

Kelebek artık hiç gücünün kalmadığını, daha fazla tutunamayacağını

fark ettiğinde, son bir gayretle papatyaya "Sevi seviyorum"

diyebilmiş ancak. Papatya donakalmış. Sadece "Bende..."

diyebilmiş kelebeğin arkasından. Ardından da gözyaşlarına boğulmuş.

 

İçinden "Keşke onun da beni sevdiğini bilseydim.

Keşke onu sevdiğimi söyleyebilseydim." diye geçirmiş.

Papatya, sevdiğinin onu sevdiğini bilmeden geçirdiği günlerin

acısına dayanamamış. Bir süre sonra yaprakları önce solmuş,

sonra da dökülmeye başlamış.

Her düşen yaprakta papatya, "seviyormuş" diye geçirmiş içinden.

 

İşte o günden beri, bunu bilen aşıklar,

sevgililerine soramadıklarını hep papatyalara sormuş:

"Seviyor mu, sevmiyor mu?"...

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !
Bu içeriği duvarında Paylaş
  • Bu içeriği arkadaşlarınla paylaş!
  • Yeni içerikler bul!