Anasayfa / Ev-Dekorasyon / Türk Milleti Ve Yörükler

Türk Milleti Ve Yörükler

Bir güzel söz ve Türk Milleti
02 Mart 2011 Çarşamba, 17:02 tarihinde Hasan Güler tarafından eklendi
 
Notun oluşturuldu.

http://bendenselamolsun.blogcu.com/bir-guzel-soz-ve-turk-milleti/9783715

"Her türlü hakkın kaynağı bireydir. Gerçek, hür ve sorumlu olan sadece kişilerdir."

Hepimiz biriz ve beraberiz... Bu sözüm, Türklüğünün şuurundaki herkesedir. Evet bu köşede aylardır ifade ediyoruz: Bu devlet, bu bayrak, bu vatan bizim. Ve hemen eklemek istiyorum: Bunu söylemek yetmez. Biz birbirimizle kenetlenmez isek, ne devlet kalır ortada, ne de vatan...       Osmanlı'nın hatasına düşmemeliyiz. Devlette hakim unsur olan Türklerin ve Türk Dilinin hor görüldüğü bir anlayış Bizans'ın fethinden sonra, zaman içinde, amacın öyle olmamasına rağmen sessiz sedasız yerleştiğine tanık olduk tarihte...Bin bir çileyle kurduğumuz Türkiye Cumhuriyeti bir kültür devletidir. O kültür, Türk kültürüdür. Ve Yörükler Türk kültürünün arı duru kaynağıdır. İşte bunu bütün cihana anlatmalıyız....   

 

 

YÖRÜK KİMDİR ?

          Yörük boylarının, konar göçerlerin; yükseklere çıkmak, uçsuz bucaksız bozkırlara, yeşil ovalara, kıvrım kıvrım akan derelere, yemyeşil çayırlara, alçak tepelere, pıynarlı yakalara dağlardan bakmak, burcu kokulu bitkilerin arasında kabardıcın, koyu gölgesine yaslanmak, çayıra uzanmak, keçilerin çanlarını, erekteki koyunların melemelerini, develerin hataplarındaki havan çanlarını dinlemek, öküzlerin böğürmelerini, sıyırtmacın düdüğüyle beraber duymak, danaların tozu dumana katışını görürken, hergelecinin sıklığını duymak, atların kişnemesini, horozların ötmesini, köpeklerin havlamasını, kuşların cıvıltısını duymak, kaval sesiyle geçmişe dalmak, cura sesiyle uyanmak, kemence sesiyle sevdayı hatırlamak, tekenin kayadan kayaya sekmesi, bögelek tutmuş düvenin koşuşturması, kısrakların kişneyerek suya dört nala gitmesini görmek ne zevklidir yörük için.

           Yaslandığınız yerden doğrulur, dengilerek etrafa iyice bakarsanız; öbek öbek çadırları, önünde koşanları, cıngırak oynayan çoçukları. Elinde bakraç koyun sağmaya gidenleri görür, göz kapaklarını hafif kaldırır daha uzaklara bakınca; daha yüksek dağları görür "kimbilir orası nasıldır" der ve özlem duyarsınız, karşı yamaçlara serpilmiş; obalar oymaklar, yeşillikler içerisine" küme küme yerleşmiştir. Doğa cömert, yeşillere bezenmiş yeryüzü, gökyüzündeki mavilikler arasına serpilmiş pamuk yığınları gibi bulutları hep birarada görünce geçmişi ve geleceği birarada hayal edersiniz. Hele ilk defa bütün bu güzellikleri görürseniz dünyayı yeniden keşfettiğinizi sanırsınız. Oysa yörük obasının insanları o güzelliği sanki içlerindeymiş gibi hergün görüyorlar, uzak kalınca da yayla hasretiyle yanıp tutuşuyorlar.

          Yüce dağlarda dolaşmak yiğitliktir,vatanı kuran, kurtaran ve savunan yiğitler, efeler, zeybekler, kızanlar çıkmıştır, Yörük obalarından tarih boyunca. Yörükler her zaman asker sayılırlardı, Türk milletinin özünde varlardı. Asker doğup asker ölmeleri de doğaldı. Tarih incelenirse savaştığımız milletler hep yerleşim birimlerini,savunma ve korunma amacıyla kalelerini dağlara, yüksek tepelere kurmuşlardı. Yüksek tepelere yapılmış düşman kalelerine ilk atağı yapan akıncılar, neferler yörüklerdi. Yörükler dağlara, yükseklere ulaşma sevdasını vatan sevgisi ve hürriyet özlemiyle birleştirilince dayanır mı kaleler. Yörükler tepelere bir bir hakim olunca Türk ordusu zaten savaşı kazanmış sayılırdı. Tarih hep böyle yazılmıştı. O nedenledir ki ordunun öncüleri, akıncıları, uç askerleri, atlıları, neferleri, Alperenleri, yörüklerin gözü pek yağız delikanlılardan seçilirdi.

 

Sevinci beraber paylaşırlar, hünerlerini gösterirler. Yörüklerde öyle güç parayla, yada kolay kazanılan payelerle gösterilmez. Güç bilekle, yürekle, akılla gösterilir. Yörüğün ata binişi, yürüyüşü, zeybek oyunu, konuşması, oturması, kalkması hepsi bir yiğitlik sembolüdür. Çünkü ata öyle yapmış, oğullar devam etmiş, devam etmekte gerektir.

          Yörüğün oyunlarında fazla silaha raslanılmaz, çünkü gücü silahta değil kendilerinde görürler de kendilerini ortaya koyarlar.

          Oyunlara at yarışıyla başlanır, cirit, çelik çomak, güreş, cıngırak, an daşı, arap, yanık oynarken erkekler, kadınlarda boş durmazler; kaya, göçek oynarlar. Sıra ezgilere ve oyunlara gelince; cura, bağlama, saz, düdük, sipsi, kaval, kemençe çalınır. Türküler söylenir.enir.enir.

          Orta yerde görürsünüz ağır zeybek, kıvrak zeybek, Teke Zortlaması, çömlek kırdıran oynayanları. Oyun deyip geçmemek gerektir. Alıcı gözle bakınca görürsünüz develerin yürüyüşünü, tekenin kayadan kayaya sekmesini, kabaardıcın arasında yürüyen insanı, çayırda usul usul yayılan sonra da suya koşan koyunları.

          Her oyunun bir anlamı, bir ifade ediş biçimi vardır. Bütün bunlardan sonra dağılır öbek öbek ata yurtlarına yörükler. Zaten gezilmiş yurdun konması da kolay olur.

          Hayat devam ederken yörük obalarında, insanları dosttur, açık sözlüdür, sevda yüklüdür, yiğittir, merttir, cömerttir, olgundur. Türk'ün mayasıdır, saygılıdır büyüğüne, sadakatlıdır devletine, zorlukları aşınca mutlu olur, şükreder haline, soğuk günlerde kepenek yeter, bilir yaşamın zorluklarını, ama kopamaz dağlardan bir türlü; şahsiyetli insandır, aşk ile tutkuludur ÖZGÜRLÜĞÜNE.

 YÖRÜKLERİN ÖZELLİKLERİ    

1-İyi niyetli ve önyargısızdır. İnsanlara önce inanır, güvenir,iyi davranır, hoşgörü gösterir.

2-İnsancıl ve barışseverdir.

3-Çabuk sinirlenir, kızgınlığı da çok çabuk geçer, kinci ve intikamcı değildir, kan davası gütmez. Özür dileyeni affeder, barışır.

4-Yaşlıya ve kadınlara saygılı ve yardım severdir.

5-Vatansever, dindar, Allah’a tevekkül eder, kanaatkardır.

6-Çevreye, küçük çocuklara şefkatli, yetişkin aile fertlerine otoriterdir.

7-Kadınlar erkeklerden kaçmaz. Evlerde haremlik, selamlık yoktur.Kadınlar erkeklerle rahatça konuşurlar, ancak başlarını da örterler. Dinde şekilci ve aşırı kuralcı değillerdir. Kadınların büyük çoğunluğu, erkeklerin ise çoğu namaz kılıp, oruç tutarlar; bu nedenle manevi bunalıma düşeni ve intihar edeni çok azdır.

8-Yoldan para kazananların (hırsız, kapkaçcı, eşkiya, mafyacı, terörist, kaçakçı, çete) sayısı yok denebilir. Böyle kişiler sevilmez, dışlanır.

9-Nankör değildir, ekmeğini yediği kapıya hainlik yapmaz, iyilik gördüğü kişiye sevgi ve saygı duyar, hatır gözetir.

10-Eline fırsat (mevki, para) geçince, değişip çevresine zülüm, eziyet etmesini sevmez, baskı kurmaz. Biraz zengin olursa, camiye, fakir ve yaşlılara, kuran kursu ve öğrencilere yardım etmeyi sever.

11-Kendine de kötülük gelmesinden korktuğu için; ezilenin yanında yer almasa bile, zalimin yanına da geçmez, mazlumu ezmesine yardımcı olmaz, içinden zalime beddua eder, mazluma acır ve onun kurtuluşu için dua eder.

12-Sisteme uyumlu, gelenek ve yasalara saygılı, devlete bağlıdır.  Bir araya gelip toplu olay yapmaz, katılmaz.  Terör olaylarına katılıp, insanları öldürmek, eşyaları tahrip, kırıp dökme, yağma, gibi eylemleri yapmaz. Bu konuda yapabileceği tek şey kendini savunmaktır. Selçuklu, Osmanlı ve 80 yıllık Cumhuriyet döneminde hiç yörük isyanı olmamıştır.

13-Askerliğe isteyerek gider, askerliği dini ve milli bir vatandaşlık görevi olarak görür. Askerde onbaşı, çavuş rütbesine yükselenler sivil hayatta da bu unvanları taşırlar.

14-Kötülük yapmayı sevmez. Kendisine kötülük yapılmasını da istemez.

15-Yörüklerin hayvansal ürünlerle ilgili düşüncesi; "Keçinin peyniri, Koyunun yoğurdu. İneğin yağı, Camızın kaymağı makbuldür." "Koyunun kellesi, Keçinin ciğeri iyidir".

 

Yörüklerde Kadının Yeri

 

          * Yörüklerin yaşamında kadının önemli bir yeri vardır. Çadırın yönetimi evin en yaşlı kadınınındır. Kadın evin direğidir. Çocuğu kadın doğurur, konuğu kadın ağırlar, kilimi, çadırı, heybeyi, kolanı kadın dokur. Keçeyi kadın pişirir. (Dokumaları genellikle küçük boyutlu, bol renkli ve motifleri özgündür) Hayvandan sütü kadın sağlar. Üzerlerine giyilen giysiyi kadın diker. Keçiden koyundan kırkılan yünü, kili o temizler, eğirir, boyar bir bir renkli motife dönüştürür. Çadırda dumanı tüttürür, ekmek, aş yapar. Sözün özü, Yörük kadını beş parmağında beş hüner, üretkenliğin, sevginin, vefanın eşsiz bir örneğidir.

          * Mektep, medrese görmemiş göçebe Türk kızlarının ibda edercesine meydana getirdikleri motiflerle müzeyyen hali ve kilimler, yükte hafiftir, ancak bir çuvalı doldurur. Fakat en modern bir şehirdeki, en mütena bir salonu ziynetlendirecek vasıfta, sanat değerindedir. Ücra dağ başlarında umulmadık yerlerde büyük bir manevi kültürü temsil eder.

          * Bir çadıra atlı bir misafir geldiği zaman onu mutlaka genç kızı yoksa kadın karşılar, silahını alır, atını bağlar, en ağır döşekleri altına sermek ve yastıklarını dayanarak rahat etmesi için bir biri üzerine etrafına yığmakla ikram ve izaz eder, kahve ve ayran sunar.

          * Yörükler tutucu insanlar değildir. Kadın, erkek dağda, bayırda rahatça konuşurlar. Genç kız, genç delikanlı ile birlikte koyun, keçi otlatmaya giderler. Kaçma, göçme olayına pek sık rastlanmaz, kimsenin namusuna leke gelmez.

 

 

Alıntı: Doç. Dr Pakize AYTAÇ

Kaynak : Yörük ve Türkmenlerde Günlük Hayat Sempozyum Bildirileri Kitabı ( YÖRTÜRK VAKFI YAYINLARI )


 

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !
Bu içeriği duvarında Paylaş
  • Bu içeriği arkadaşlarınla paylaş!
  • Yeni içerikler bul!