GÜLERYÜZ
İbrahim Amcam,şiddetli bulantı,kusma belirtileriyle SSK Hastanesine acilen götürülmüştü.
Uzman Doktorun imzaladığı sevk kağıdını diğer doktorlara imzalatıp;-MR- çekilmesi için
Özel bir tıp merkezine acele götürülecekti. İlk defa böyle bir hastanede dok doktor koşturmaya başladım. Yanımda hanımım da vardı. Bir aşağı bir yukarı bilir bilmez; sora sora ilerliyoruz.
Tam son imzayı atacak doktorun odasına geldiğimizde sekreteri:
-Efendim, doktor yemeğe gitti. Demez mi! Eyvah yemek tatili en az bir saat; hastamız acil beklemez.
Bunun nöbetçi doktoru yok mudur? Burası Türkiye.!!!!! Çaresiz bekleyeceğiz.
Söylerlerdi de şaka gibi gelirdi. İnsan nereye gitse sanki bütün insanlar orada oluyor.
Bizim gibi doktor bekleyen kalabalığa bakarak sıramızı beklemeğe başladık. Uzun-upuzun bir saat geçti..
Doktor geldi. Beni yanına çağardı. İmzadan önce biraz konuştuk.
-Siz nekadar güleryüzlüsünüz. Ne iş yapıyorsunuz ? Çalıştığım yeri söyleyince:
-Evet şimdi anlaşıldı. Çünkü senin patranun da böyle güleryüzlü dedi ve imzasını attı.
-Bu imzaladığım evrakla sigorta servisine gideceksin. Oradan sana daha başka belgeler hazırlayıp verecekler. Sonra Müdür’e de imzalatıp; hastanı, özel tıp merkezine”hastanemizin ambulansı ile”
taşıyabilirsin. Dedi. Doktora teşekkür ederek odadan çıktım. Hanımıma tebessümle baktım.
İçimdeki sevinç yüzüme vurmuştu. Aşağıda oğlunun başında beklediği amcam sanki iyileşti.
Bu düşüncelerle sigorta binasının üst katına çıktık. Bir odanın önünde iki-üç kişi vardı.
Sıramız gelince kağıtları memura uzattım. Şöyle bir yüzüme baktı:
-Sen hep böyle güleryüzlü müsün dedi. Ve:
-Yanlış odaya geldiniz. Burası enson geleceğiniz yer. Şu karşı ki oda….. dedi.
Karşıdaki odaya bakar bakmaz:
-Eyvah!... demişim. Belki yüzeli kişi sıradaydı. Neşemi kaybetmemeliydim. Az önce konuştuğum doktorun, patron dediği ağabeymiz aklıma geldi. Biz çalışanlarına dürüstlüğü, yardımseverliği,
para kazanmayı değil insan kazanmayı,tavsiye eden büyüğüm:”Sabretmek başarmaktır” demişti.
Öyleyse bekleyecektik. Çünkü yalnız değildik. Bizim gibiler sıradaydı. Bir yandan da diğerleri merdivenleri çıkarak geliyordu. Benden bir saniye önce sırada olan Adapazar’lı Ali ve benden sonra gelen Yalova’lı Mehmet işte iki tanıdık.Üçümüz de aynı tasada buluştuk. Hemen ikisiyle sohbete daldık. Dost olduk. Dosta anlatılan derdler azalır. Amcamın oğlu da yanımıza geldi. Hasta Amcamın yanına
Kardeşini bırakmış.
Ben daha önce bir fabrikada çalişıyordum. Amcamı hastaneye getirdiğimiz dakikalarda bize o fabrikadan arkadaşım yardım etmişti. Kendisi ise böbrekleri iflas etmiş diyalize giren hasta idi.
Bize yol yordam göstermiş. Hiç olmaz sa onun yardımıyla amcamın acile yatması sağlanmıştı.
Amcamın oğlu ile hasbihal ederken bu hasta arkadaşın yardımını da Yalovalı Mehmet ve Adapazarlı Ali’ye anlattık. Onlar da bu arkadaşım için şifa dilediler.”İnşallah böbrek bulur, kurtulur” dediler.
İşte o an gözlerim dolu dolu oldu. Güleryüzlü büyüğüm aklıma geldi.”İnşallah” dedim.
Amcamın oğlu mahallede bileği kuvvetli delikanlıdır. Yarım saat geçmişti. Bana doğru kaygıyla baktı.
-Amca, şuraya bak, bir adım ilerlemedik.Aradan girenler var dedi. Evet sanki katipler paydos etmişti.
Sıra ilerlemiyordu. Böyle hadiseler maçlarda olur. Sırada bekleyen birinin yanına tanıdığı gelir. Biraz sohbetten sonra o da araya alınır. Geride kalanlar bekler-bekler.
Amcamın oğlu kapıya kadar gitti. Sert bir şeki,lde ikaz ederek insanları tek sıra yaptı. Tekrar yanımıza geldi. Şimdi sıra hızlandı. Kapıya az kalmıştı ki….
Birden biriyle gözgöze geldik. Medet isteyen bir çift göz…Fabrikadan arkadaşım. Sabah saatlerinde bize yardımeden, böbrekleri çalışmayan hasta….Yanıma geldi elinde sevk kağıdı var. Bugün son günüymüş. Mutlaka makineya girmesi gerekiyor. Amcamın oğlu, Yalovalı Mehmet ve diğer arkadaşa az önce bahsettiğimiz ve dua ettiğiniz hasta bu anlamında işaret etti.
Kendisine ilgi ile baktılar. Şahsına”geçmiş olsun” dediler. Umutla gülümsedi…Yardım istercesine tebessüm etti. Sonra hastalığını düşündü, gözleri buğulandı.
Bir saat önce insanları tek tek sıraya dizen:
-Dürüst olun başkalarının hakkına saygı duyun diyen biz…Şimdi ne yapacaktık. Eğer bu hasta sıranın sonuna gitse, sevk kağıdını imzalatamazdı. Hayati tehlikesi vardı.Hemen elindeki kağıdı hızla kaptım. Amcamın evrağını da oğluna verdim. Yalova’lı Mehmet’le bakıştık. Başıyla beni tasdik etti. Hasta arkadaşım yanımızdan uzaklaştı. Bir iki dakika geçmedi. Bir gürültü, bir uğultu oldu. Odaya sıradan insanlar doldu. İçeriden bir memur çıktı.
-İçeriden değil, sırada bekleyenlerden biri gelsin. Nedir bu efendim. Bunaldık. Nefes alamıyoruz.
İçeri dolmakla işiniz olmaz. Çağırmadan gelmeyin..Ben sıra harici çağaracağım.
Sonra bana döndü:
-Siz güleryüzlü beyefendi..evet evet siz gelin. Sizden başlayalım. Dedi.
Bir dakika sonra hasta arkadaşımın evrakları tamamlandı. Ben Amcam için sıradaydım. Allahü teala kulu kula sebeb yaratıyor. Çok şükür Amcamın da belgeleri tamamlandı.
Onu da zamanında özel merkeze götürdük.
Şimdi aradan yıllar geçti. Hastanelerin o durumu kalmadı. İsteyen özel hastanede tedavi oluyor. Masrafın büyük bir bölümü devlet tarafından karşılanıyor. Bu yazıda adı geçen güleryüzlü büyüğüm ve fabrika arkadaşım, organ nakli ile sağlıklarına kavuştular..Darısı diğer organ bekleyen hastalara....13 NİSAN 2007 CUMA