|
MADDİ VE MANEVİ BİRLİK |
Hepimiz biriz ve beraberiz... Bu sözüm, Türklüğünün şuurundaki herkesedir. Evet bu köşede aylardır ifade ediyoruz: Bu devlet, bu bayrak, bu vatan bizim. Ve hemen eklemek istiyorum: Bunu söylemek yetmez. Biz birbirimizle kenetlenmez isek, ne devlet kalır ortada, ne de vatan... Osmanlı'nın hatasına düşmemeliyiz. Devlette hakim unsur olan Türklerin ve Türk Dilinin hor görüldüğü bir anlayış Bizans'ın fethinden sonra, zaman içinde, amacın öyle olmamasına rağmen sessiz sedasız yerleştiğine tanık olduk tarihte...Bin bir çileyle kurduğumuz Türkiye Cumhuriyeti bir kültür devletidir. O kültür, Türk kültürüdür. Ve Yörükler Türk kültürünün arı duru kaynağıdır. İşte bunu bütün cihana anlatmalıyız....
Yörük kimlere denir? Yörüklere kısaca Türklerin en temiz insanlarıdır, diyebiliriz.Nasıl ki Türk Milleti Orta Asya dağlarında konar göçer bir hayat yaşamışsa, Yörüklerin içinde de bir yerde durmaz bir sevda vardır. Yörük boylarının konar göçerlerin, yükseklere çıkmak, yeşillikler içinde yaşamak arzusu vardır.Dağlarda, yaylalarda, ovalarda, şırıl şırıl akan buz gibi suyun başında onların şen kahkahaları duyulur. Bu misafirsever insanların arasında biraz yaşamak bile, insanı mutlu eder. Onların yanında kalacak olursak ve ağacın gölgelediği bir su başında yaslandığımızda, çevremize bakarsak mutluluk görürüz. Yaslandığımız yerden doğrulup, kulak verdiğimizde çayırda yayılan hayvanların çıngıraklarını, kuzuların melemesini, cefakar çoban köpeğinin sesinin kuvvetiyle havlamasını, ineklerin mö diye sevinçle haykırmasını duyarız.Öküzlerin böğürmelerini, sıyırtmacın düdüğüyle beraber duymak, danaların tozu dumana katışını görürken, atların kişnemesini, horozların ötmesini, köpeklerin havlamasını, kuşların cıvıltısını duymak ne zevklidir yörük için. Hele ilk defa bütün bu güzellikleri görürseniz dünyayı yeniden keşfettiğinizi sanırsınız.Bizim şimdi görüverdiğimiz bu güzelliği Yörükler hep yaşıyorlar.Yörük obasının insanları o güzelliği sanki içlerindeymiş gibi hergün görüyorlar, uzak kalınca da yayla hasretiyle yanıp tutuşuyorlar.Yörükler birbirlerine yürekten bağlıdır. Yardımseverlerdir. Zenginliklerini paylaşırlar. Acılarını,dertlerini paylaşırlar, hünerlerini gösterirler. Yörüklerde öyle güç parayla, yada kolay kazanılan payelerle gösterilmez. Güç bilekle, yürekle, akılla gösterilir. Yörüğün ata binişi, yürüyüşü, zeybek oyunu, konuşması, oturması, kalkması hepsi bir yiğitlik sembolüdür. Çünkü ata öyle yapmış, oğullar devam etmiş, devam etmekte gerektir.
Yüce dağlarda dolaşmak yiğitliktir,vatanı kuran, kurtaran ve savunan yiğitler, efeler, zeybekler, kızanlar çıkmıştır, Yörük obalarından tarih boyunca. Yörükler her zaman asker sayılırlardı, Türk milletinin özünde varlardı. Asker doğup asker ölmeleri de doğaldı. Tarih incelenirse savaştığımız milletler hep yerleşim birimlerini,savunma ve korunma amacıyla kalelerini dağlara, yüksek tepelere kurmuşlardı. Yüksek tepelere yapılmış düşman kalelerine ilk atağı yapan akıncılar, neferler yörüklerdi. Yörükler dağlara, yükseklere ulaşma sevdasını vatan sevgisi ve hürriyet özlemiyle birleştirilince dayanır mı kaleler. Yörükler tepelere bir bir hakim olunca Türk ordusu zaten savaşı kazanmış sayılırdı. Tarih hep böyle yazılmıştı. O nedenledir ki ordunun öncüleri, akıncıları, uç askerleri, atlıları, neferleri, Alperenleri, yörüklerin gözü pek yağız delikanlılardan seçilirdi.
Yörük obalarında yaşamak bahtiyarlıktır, insanları dosttur, açık sözlüdür, sevda yüklüdür, yiğittir, merttir, cömerttir, olgundur. Türk'ün mayasıdır, saygılıdır büyüğüne, sadakatlıdır devletine, zorlukları aşınca mutlu olur, şükreder haline, soğuk günlerde kepenek yeter, bilir yaşamın zorluklarını, ama kopamaz dağlardan bir türlü; şahsiyetli insandır, aşk ile tutkuludur ÖZGÜRLÜĞÜNE.
Yörüklerde Kadının Yeri
* Yörüklerin yaşamında kadının önemli bir yeri vardır. Çadırın yönetimi evin en yaşlı kadınınındır. Kadın evin direğidir. Çocuğu kadın doğurur, konuğu kadın ağırlar, kilimi, çadırı, heybeyi, kolanı kadın dokur. Keçeyi kadın pişirir. (Dokumaları genellikle küçük boyutlu, bol renkli ve motifleri özgündür) Hayvandan sütü kadın sağlar. Üzerlerine giyilen giysiyi kadın diker. Keçiden koyundan kırkılan yünü, kili o temizler, eğirir, boyar bir bir renkli motife dönüştürür. Çadırda dumanı tüttürür, ekmek, aş yapar. Sözün özü, Yörük kadını beş parmağında beş hüner, üretkenliğin, sevginin, vefanın eşsiz bir örneğidir.
YÖRÜKLERİN ÖZELLİKLERİ
1-İyi niyetli ve önyargısızdır. İnsanlara önce inanır, güvenir,iyi davranır, hoşgörü gösterir.
2-İnsancıl ve barışseverdir.
3-Çabuk sinirlenir, kızgınlığı da çok çabuk geçer, kinci ve intikamcı değildir, kan davası gütmez. Özür dileyeni affeder, barışır.
4-Yaşlıya ve kadınlara saygılı ve yardım severdir.
5-Vatansever, dindar, Allah’a tevekkül eder, kanaatkardır.
6-Çevreye, küçük çocuklara şefkatli, yetişkin aile fertlerine otoriterdir.
7-Kadınlar erkeklerden kaçmaz. Evlerde haremlik, selamlık yoktur.Kadınlar erkeklerle rahatça konuşurlar, ancak başlarını da örterler. Dinde şekilci ve aşırı kuralcı değillerdir. Kadınların büyük çoğunluğu, erkeklerin ise çoğu namaz kılıp, oruç tutarlar; bu nedenle manevi bunalıma düşeni ve intihar edeni çok azdır.
8-Yoldan para kazananların (hırsız, kapkaçcı, eşkiya, mafyacı, terörist, kaçakçı, çete) sayısı yok denebilir. Böyle kişiler sevilmez, dışlanır.
9-Nankör değildir, ekmeğini yediği kapıya hainlik yapmaz, iyilik gördüğü kişiye sevgi ve saygı duyar, hatır gözetir.
10-Eline fırsat (mevki, para) geçince, değişip çevresine zülüm, eziyet etmesini sevmez, baskı kurmaz. Biraz zengin olursa, camiye, fakir ve yaşlılara, kuran kursu ve öğrencilere yardım etmeyi sever.
11-Kendine de kötülük gelmesinden korktuğu için; ezilenin yanında yer almasa bile, zalimin yanına da geçmez, mazlumu ezmesine yardımcı olmaz, içinden zalime beddua eder, mazluma acır ve onun kurtuluşu için dua eder.
12-Sisteme uyumlu, gelenek ve yasalara saygılı, devlete bağlıdır. Bir araya gelip toplu olay yapmaz, katılmaz. Terör olaylarına katılıp, insanları öldürmek, eşyaları tahrip, kırıp dökme, yağma, gibi eylemleri yapmaz. Bu konuda yapabileceği tek şey kendini savunmaktır. Selçuklu, Osmanlı ve 80 yıllık Cumhuriyet döneminde hiç yörük isyanı olmamıştır.
13-Askerliğe isteyerek gider, askerliği dini ve milli bir vatandaşlık görevi olarak görür. Askerde onbaşı, çavuş rütbesine yükselenler sivil hayatta da bu unvanları taşırlar.
14-Kötülük yapmayı sevmez. Kendisine kötülük yapılmasını da istemez.
15-Yörüklerin hayvansal ürünlerle ilgili düşüncesi; "Keçinin peyniri, Koyunun yoğurdu. İneğin yağı, Camızın kaymağı makbuldür." "Koyunun kellesi, Keçinin ciğeri iyidir".