
M. Hakkı Yazıcı
mhyazici@gmail.com
(Bu yazı daha önce Z&Z Dergisi'nin 4. sayısında yayımlanmıştır.)
İzdivaç söz konusu olduğunda söylenilen çok beylik bir söz vardır: “Evleneceğin kişinin yüzü değil, ruhu güzel olsun.”
Be kardeşim hem ruhu, hem de yüzü güzel olsa fena mı olur!?..
Lafı sektörümüze uyarlarsak zeytinyağımızın, ambalajı da kalitesi kadar iyi olsa kötü mü olur?
Z & Z Dergisinde “Etiketin Önemi” başlığı altında yayımlanan bir başka yazımı “Madem ki Zeytinyağı yemek sanatının kralıdır, biz de onu krallara layık giydirmeliyiz,” diye bitirmiştim.
Kuşkusuz giyimin, kuşamın çok önemi var. Nasrettin Hoca’nın bildik hikayesini unutmayalım. Hani konuk olarak çağrıldığı ziyafette fazla itibar görmeyince kızıp, bir koşu eve gidip kürkünü giyip gelmiş, bu defa saygıyla karşılayıp baş köşeye oturtmuşlar. İtibarın arttığını görünce Hoca daha da kızıp “demek ki itibar bana değil kürke” diyerek kürkünün eteğini yemeğe bandırıp “ye kürküm ye!” demiş.
Artık günümüzde ambalajın tüketiciye mesaj verecek marka kavramının ayrılmaz ve önemli bir parçası olduğu bilinci giderek yerleşmektedir.
İnsanoğlunun ilk giydiklerini hatırlayalım, bir de bugünkü giyim anlayışımızı. Aynı şekilde zeytinyağımızı eski çağlarda olduğu gibi toprak küplerde, amforalarda saklayıp sunmuyoruz.
Yaşadığımız topraklarda en az 8 bin yıllık serüveninin olduğunu bildiğimiz, insan yaşamındaki önemi her geçen gün biraz daha anlaşılan zeytinyağını eski çağlarda olduğu gibi “pithoi” diye adlandırılan iki metrelik dev toprak küplerde, amforalarda saklayıp, taşıma zamanı çok gerilerde kaldı.
Aktarlar, bakkallar, marketlerin yerini supermarket, hipermarket zincirleri aldı. Ticaretin, pazarlamanın yeni çağdaş usullerini yaşar, uygular olduk.
Doğuş Üniversitesi Grafik Tasarım Bölümü Araştırma Görevlisi Ardan Ergüven şöyle diyor:
“Süpermarketlerde onlarcasını bir arada gördüğümüz zeytinyağları çeşitlerinin ambalajlarında kullanılan malzemeler, görüntüler ve tasarım stilleri, tüketim tercihimizi etkileyen faktörlerden belki de en önemlileri. Ürün ambalaj kimliğinin yaratımında ilk olarak ürün çeşidinin ve karakterinin tanımlanması gerekmektedir…
Uluslararası pazarlar söz konusu olduğunda geçmişi nedeniyle Akdeniz kimliğine sahip zeytinyağının üretiminde ve ambalaj tasarımlarında verilecek kararlar, oldukça “planlı” ve “titiz” olmalıdır. Ülkemizde çoğu zaman ürün kalitesini ana hedef olarak belirleyen üreticilerin büyük bir bölümü aynı hassasiyeti ambalaj tasarımı konusunda gösterememektedirler…
Zeytinyağını nasıl saklamalı
?
http://gurbetdeyazmak.blogcu.com/rss.php
Soru: Zeytinyağının antioksidan yararlarının korunması için hangi koşullarda saklanması uygundur?
Zeytinyağını uzun süre şişede bekletenler, istemeden de olsa yağın insan sağlığına yararlı özelliklerini yitirmesine neden olurlar. İtalya’nın güneyindeki Bari Üniversitesi’nden bilim adamları ışığın, zeytinyağının içindeki hastalıklarla mücadele eden antioksidanları yok ettiğini söylüyor. Bu da üreticilerin depolama mahallerini daha dikkatli bir şekilde seçmesi anlamına geliyor.
Zeytinyağı zaman içinde antioksidanlarını yitirir, çünkü ışık ve oksijen reaksiyonları bozar. Bari Üniversitesi’ndeki bilim adamları saklama koşullarının zeytinyağının yararlı etkilerini bozduğunu ilk kez bilimsel olarak 12 aylık bir dönemde ortaya çıkartmış oluyor.
Bu süreden sonra yağlar, temiz şişelerde, süpermarketlerin aydınlatması altında sergilenmeye başladığı zaman tokoferol ve karotenoid isimli iki önemli antidoksanının yüzde 30’unu yitirir. Bunlar zeytinyağının yararlı olduğu kesinleşen iki antioksidanıdır (European Food Research technology, vol 221, p 92).
Işığa iki ay bile maruz kalması, yağın oksidasyona uğramasına ve peroksit düzeyinin yükselmesine yol açar. Bu da zeytinyağının "extra virgin" olarak sınıflandırılmaması anlamına gelir.
Renkli cam, ışığın bir kısmını filtre edip, yağa ulaşmasına engel olabilir. Ancak üzeri kaplanmış, reaktif olmayan metal kaplar kalitenin korunması açısından en uygun ambalajdır.
ABD, Indiana’daki Purdue Üniversitesi’nden gıda mühendisi Lisa Mauer, "Eğer kalitenin zamanla bozulacağından kaygı duyuyorsanız, küçük ambalajlar içindeki ürünleri tercih edin ve yağınızı karanlıkta saklayın" diyor.
(“Zeytinyağı Ambalajlarında Özgün Tasarımın Önemi”, Ardan Ergüven, Doğuş Üniversitesi Grafik Tasarımı Bölümü Araştırma Görevlisi, Ambalaj Bülteni, Mayıs-Haziran 2006 )
Ambalaj Nedir?
Ambalaj, “ürün”ü sarıp sarmalayan, onu koruyan, müşteriye sunan, ikna eden, bilgilendiren, rakiplerinden ayıran araçtır.
Ambalaj, cam, teneke, plastik, karton gibi malzemelerle ürünü korumaktır.
ASD (Ambalaj Sanayicileri Derneği)’nin de üyesi olduğu Dünya Ambalaj Örgütü (WPO) tarafından bir ülkedeki ambalaj sanayisinin gelişmişliğinin o toplumun refah seviyesinin önemli bir göstergesi olduğu öne sürülüyor .
Ambalajlı ürün sayısı ve miktarının artışı, o ülkedeki sınai üretimde niteliksel ve niceliksel bir artışı göstermektedir..
Ekonomik hareket içinde dünya ambalaj üretim değerinin 600 milyar dolar olduğu hesaplanıyor.
WPO’nun verilerine göre; AB ülkeleri ortalamasında kişi başına 170 dolar olan ambalaj tüketiminin, Kuzey Amerika ve Kanada’da 250 dolar, Japonya’da 350 dolar olduğu, ülkemizdeyse halen kişi başına ancak 50-60 dolar seviyelerinde olduğu hesaplanmaktadır.
Yani özet olarak, dünyanın 5. büyük zeytinyağı üreticisi olmamıza rağmen zeytinyağı tüketiminde sadece kişi başına, yıllık yaklaşık 1 Lt. zeytinyağı tüketilen ülkemiz dünyanın neresinde ise ambalaj tüketiminde de oradayız.
Zeytinyağının Ne Kadarını Ambalajlı Tüketiyoruz?
Her ne kadar bu sene çok daha yüksek bir rakam umuyor olsak da , uzun yıllardır ülkemizde var yıllarında yaklaşık 170 bin ton dolayında olan zeytinyağı üretimi, yok yıllarında ise neredeyse yarı yarıya düşmekte. Bir zeytin ülkesi olmamıza rağmen kişi başına tüketimimiz 1 kg.’dır ve taş çatlasa 70 bin ton zeytinyağı tüketiyoruz. Geri kalanını ya ihrac etmek, satamazsak da stoğumuzu bir sonraki yıla devretmek zorundayız.
Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Başkan Vekili Emin Demirci, Türkiye'nin Zeytin ve Zeytinyağı Üretiminde "Var Yılı-yok Yılı" sorununu çözemediği İçin Ambalajlı Ürün ihracatında zorlandığını söylüyor.
Demirci, "2005-06 sezonunda İspanya 824 bin ton, İtalya 655 bin ton, Türkiye ise 115 bin ton üretim yaptı. Bu rakamlarla ambalajlı ve markalı satışlarda zorlanıyoruz. Hiçbir market bir yıl var, bir yıl yok yılı yaşayan ülkelerle anlaşma yapmak istemiyor," diyor.
Yurtiçinde tüketilen zeytinyağının yarısı yöresel ve açık olarak kullanılıyor, diğer yarısı ise ambalajlı satılıyor.
Ambalajlı tüketilen zeytinyağının ise;
% 40’ı 2.5 Lt. ve üstü ambalajlarda,
% 27’si 2 Lt.,
% 26’sı 1 Lt.,
% 6’sı ise 0.5 Lt.,
% 1’i ise 0.75 Lt. lik ambalajlarda pazarlanmaktadır.
(Kaynak : AC Nielsen )
Yılda yaklaşık 100 bin ton zeytinyağı ihraç ediyoruz. Bunun yaklaşık 80 bin tonluk kısmı dökme. Yalnızca 20 bin tonunu markalı veya markasız ambalajla satabiliyoruz.
Ancak ülkemizde yakın zamana kadar yaklaşık 95-100 milyon zeytin ağacı varken, şimdilerde ağaç sayısı 130 milyona ulaştı. Çok yakın bir zamanda ağaç sayımızın 200 milyona ulaşacağını umuyoruz. Üreticilerimiz verime dikkat etmeye başladı; bu nedenle üretim artıyor. Ve bu artış devam edecektir.
Nitekim yurtiçinde de tüketimin artacağını; ihracatımızın da daha yüksek rakamlara ulaşacağını; daha fazla ambalajlı mal satacağımızı umuyoruz.
Bu umutlu tabloda üretimimiz, tüketimimiz, ihracatımız ve bunun yanı sıra ambalajın da önemi artacak diyebiliyoruz.
ZAE (Zeytincilik Araştırma Enstitüsü’nün yaptırmış olduğu iki çalışmada ise şunlar belirtiliyor.
“Araştırmada materyal olarak 3 cins ambalaj kabı ve naturel, riviera, rafine zeytinyağı kullanılmıştır. Şeffaf cam şişe, şeffaf PVC şişe ve teneke kutularda 12 ay müddetle bekletilen zeytinyağların serbest asitliğinin ve peroksit sayılarının genel olarak arttığı tesbit edilmiştir. Denemede kullanılan şeffaf cam şişenin en elverişsiz ambalaj kabı olduğu, teneke kutuların ise üç ayrı cins zeytinyağının peroksit indislerinin üzerine menfi etki yaptığı saptanmıştır. Şeffaf PVC şişeler ise U.V. tutucu Timuvin P maddesi ihtiva etmeleri nedeniyle yağların oksitlenmesi üzerine en az etkili olan ambalaj materyali olarak tesbit edilmiştir. Teneke kutulardaki yağlara kaplardan geçen Fe ve Cu kalıntılarının oksidatif reaksiyonu hızlandırıcı yönde etki yaptığı, üç cins yağ içinden en çabuk bozulanının rafine zeytinyağı olduğu saptanmıştır.”
(“Ülkemizde Kullanılan Çeşitli Ambalaj Kaplarının Zeytinyağının Kalitesine Etkilerinin Araştırılması”, Ayşe Çolakoğlu, ZAE, 1987 )
“Beyaz ve renkli camdan yapılmış kaplarda, plastik, teneke, çimento ve toprak kaplarda tutulan yağlarda yağ kalitesi (asitlik, peroksit sayısı ve spektrofotometrik absorbans), sıcaklık, ışık ve hava ile büyük ölçüde bozulmuştur. En uygun muhafaza, karanlık yerlerde, renkli şişeler ve toprak kaplarda olmuştur.”
(“Çeşitli Muhafaza Kaplarının ve Muhafaza Sürelerinin Zeytinyağı Kalitesine Etkisi” Ayfer Pala, ZAE, 1971) (Kaynak : http://www.zae.gov.tr/zeytinyagi/)
Sonuç olarak ambalaj tercihi yapmak üreticinin kendi seçimi.
Dikkat edilecek hususlar ise;
- Marka kimliğini en güzel şekilde temsil edecek, estetik bir tasarıma sahip olan ambalajla pazar şansını arttırmak,
- Zeytinyağının kalitesini ve özelliklerini uzun sure koruyabilmek,
- Taşıma ve istif kolaylığını, güvenliğini sağlamak,
- Tüketiciyi doğru bilgilendirmek olmalıdır.
Kaynakça :
-Packaging and Re-Packaging Olive Oil, February 23, 2007, www.evolive.com/packaging.html
-Ülkemizde Kullanılan Çeşitli Ambalaj Kaplarının Zeytinyağının Kalitesine Etkilerinin Araştırılması, Ayşe Çolakoğlu, ZAE, 1987 (Kaynak : http://www.zae.gov.tr/zeytinyagi/)